Browsing Tag

fethiye

    GEZİYORUM

    Harika Bir Deneyim: Kayaköy Sanat Kampı

    21/06/2019

    Geçtiğimiz hafta yazdığım Kayaköy yazısı cok beğenildi, tabi ben de çok mutlu oldum. O yazıdan sonra “Kayaköy’e neden gittin? Sadece Kayaköy’de şapelleri ve evleri mi gezdin?” diyenler olmuştu. Cevap niteliğinde bir yazı hazırlamak istedim. Umarım keyifle okursunuz.

    Yaklaşık 5 senedir her yaz Kayaköy’e gitmek istiyordum ama hep bir engel çıkıyordu. Kayaköy’e gitme istediğim, köyün eşsiz güzellikteki manzarası ve önemli tarihinin yanı sıra, orada bulunan bir sanat kampının oluşuydu. Bugün karşınıza o sanat kampı ile çıkıyorum.

    Kayaköy Sanat Kampı ‘na olan düşkünlüğüm bundan 5 sene önce bir gazete küpürü ile başladı. Ulusal bir gazeteyi okurken sayfa aralarında kampı gördüm ve hayran kaldım. Bırakın Türkiye’yi, dünyada sanat yapılan bir kamp olduğunu hiç bilmiyordum. Sanat kamplarını daha önce hiç duymamıştım. Ta ki o yazı ile karşılaşana kadar. O yazıyı okuduktan sonra her sene mütemadiyen rezervasyonumu yaptırıp kaporayı ödemiş ama bir türlü gidememiştim. Hastalık süreçlerimi bilen arkadaşlarım var, şimdi okuyorlardır bu yazıyı ve içlerinden şu düşüncemi de okumuşlardır. Evet, hastalığımı öğrendiğim gün “Anne ben o kampa gideceğim, hayatımı artık ertelemeyeceğim” dedim ve karar verdiğim o gün kamp yetkililerini aradım, tüm paramı yatırdım ve hayallerimi gerçekleştirmek için bir adım daha atmış oldum.  (Kamp benim dönemimde -2 Haziran ve 8 Haziran arası- 1550TL idi. Ben yalnız kalacağım için ekstra bir ücret verdim tabi. Bu arada ücretler; dönemve seçeceğiniz konaklama türüne göre değişiyor.)

    Bir Cumartesi akşam üstü, otobüs yolculuğu ile kamp maceram başlamış oldu. (Kocaeli’den Fethiye’ye giden Kamil Koç firması, gidiş dönüş 268 TL) Uçak rezervasyona geç kaldığım için 17 saat kadar otobüs tepesinde yolculuk yaptım. Otobüsten indiğimde, tek başıma otogarda durup havayı içime çektim ve “Hoşgeldim yeni hayalim” dedim içimden. Fethiye Otogar’ın yanındaki Carrefour önünden her yarım saatte bir Kayaköy dolmuşları geçiyor, yolculuk 20 dakika sürüyor. (Haziran 2019, 6 TL) Eğer uçakla gelmek isterseniz Dalaman havaalanında inip Muttaş ve Havaş ile Fethiye Otogarı’na gelip yine dolmuş ile kampa ulaşabilirsiniz.

    Kampa girdiğimde birkaç kişi daha benden önce gelmişti. Hemen bir tanışma seansı gerçekleştirip kahvaltıya başladık ve sonrasında odalara geçtik. Kampta isteyen minik ve standart odalarda, isteyen çardaklarda ya da çadırlarda kalabiliyor. Hepsinin kendine özel bir fiyatı var tabi. Ben tek başıma gittiğim için odada kalmak istemiştim ama ne yalan söyleyeyim taş oda deseymişim iyiymiş. Neden derseniz; kaldığım odanın üst kısmı açıktı ve ben 4 battaniye, 1 yorgan ile anca sızarak uyudum. Çok üşüdüğüm için geceleri hep mutsuzdum. (Seneye gittiğimde muhakkak otel odası olanlardan seçeceğim. Geldikten sonra bir türlü iyileşemedim çünkü.)

    Gelelim kamp günlüklerine…

    Kamp başlangıç günü odalara yerleştikten sonra herkes ortak alanda buluşuyor ve kendini tanıtıyor. Akşamına ise atölye eğitmenleri yine ortak alanda atölyelerinin içeriklerini anlatıyor. Bu kısa sunumdan sonra masaya büyük bir tablo konuluyor ve katılımcılar hangi atölyeye katılmak istiyorsa onu yazıyorlar. Kamp 1 hafta sürüyor, sabahları 09:00-10:30 arası kahvaltı oluyor. Sonrasında 2 saat boyunca sanat atölyeleri başlıyor. İsteyen ritm, resim, seramik, deri, büst, makreme, stop motion gibi atölyeleri seçip derslerine başlıyor. Atölyeler işlerinde usta olmuş eğitmenler tarafından yürütülüyor, 12-14 kişiden oluşuyor. Tüm malzemeler kamp tarafından karşılanıyor ve kamp bitiminde yapılan tüm eserler katılımcılara veriliyor. Bu en güzel kısmı bence, çünkü eve dönerken oraya ait, oradaki yaşanılanlara dair birşeylerle eve dönmek gerçekten çok güzel bir duygu. Ben deri atölyesine katıldım. Aslında resim yapacağıma adım gibi emin olarak gittim ama resim eğitmeni olmadığından deri seçtim. İyi ki de seçmişim, cünkü çok tatlı iki cüzdanım oldu Hasan hocam sayesinde. Hatta tüm tüyoları öğrendim, belki çok yakında ufak surprizlerle karşınızda olabilirim bile…

    Kampta her yaştan katılımcı vardı. 18 yaş altı gelmek isteyenler velileri ile gelebiliyordu. Aileler, çiftler, benim gibi yalnız kovboylar da kampın katılımcıları arasındaydı. Ama öyle bir uyum sağladık ki, daha ilk akşamdan hepimiz arkadaş olmuştuk bile…

    Kayaköy Sanat Kampı’ nın ismine bakıp bu kampı sadece sanatsal içeriklerle dolu bir kamp olarak düşünüyorsanız yanılırsınız. Kampta yürüyüşler de bir hayli fazlaydı. Atölyeler sonrasında yaptığımız tüm yüzme aktivitelerine 1-1,5 saatlik uzun yürüyüşlerle gidebiliyorduk. Kayaköy’ün içinden geçiyor, şapelleri aşıyor, dağlara tırmanıyor, düşe kalka uçurumlardan iniyorduk. -Atraksiyonlu anlattığım için gülmeyin, eğer ki Lara ve Serkan beni kurtarmasaydı şu anda aranızda olmayabilirdim. Nasıl bir yuvarlandıysam artık, sol dizim hala şiş ve ağrıyor. Döndüğüm gibi kendime trekking ayakkabısı aldım mesela. Eğer Kayaköy Sanat Kampına gitmeyi düşünüyorsanız, muhakkak dağ bayırda sizi güçlü tutacak ayakkabılar seçin, tavsiyemdir. Korkmayın tabi, ben de yürüdüm, benden 15 yaş buyükler de, 25 yaş küçükler de. (Evet kampın en küçüğü 5 yaşındaydı.)

    Kamp süresi boyunca sadece yürümedik tabi. 1 günümüz tamamen tekne turuna aitti ve hayatımda hiçbir tekne turundan bu kadar keyif almamıştım. Zaten denizi, yüzmeyi çok sevdiğimden; benim için kampın en güzel günlerinden biriydi. Mavi yolculuğumuzda Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Gemiler Koyu, St.Nicholas Adası, Afkule Manastırı, Soğuksu, Darboğaz, Beştaşlar, Deve Plajı, AkvaryumKoyu, Mavi Mağara ve Kabak Koyu gibi muhteşem yerlere gidip hem güneşlendik hem de kendimizi serin sulara attık.

    Kamptaki her yemeği yerli halktan teyzeler yapıyordu. Yöreye özgü yemekler, kamptaki bahçede özenle yetiştirilen sebzelerle hazırlanıyordu. Kamp mutfağı herkese açıktı. Hatta köy yumurtaları ile birkaç sabah mutfağa girip omlet bile yaptık 🙂

    Kampın en zor günü sanırım son gündü. Kamp geleneği olarak punch gecesi ile son günü kapattık. Çok keyifliydi, ilk defa deneyimledim, tadını da sevdim. Aman diyeyim, 4-5 tane içip birşey olmaz bana diyip direkt ayağa kalkmayın, tökezliyorsunuz 🙂 Ben demiyorum, arkadaşlar diyollağğğğ 🙂 Punch ne diyecek olursanız şu linkten okuyabilirsiniz: Punch

    Kayaköy Sanat Kampı’na gitmeden önce muhakkak yanınıza almanız gerekenleri kendi deneyimlerimle size yazmak isterim:

    • İyi bir yürüyüş ayakkabısı
    • Çadırda kalacaksanız uyku tulumu ve mat- ki bence uyku tulumunu her ihtimale karşı alın.
    • Mayo, bikini, havlu, sandalet, güneş gözlüğü, şapka, güneş kremi
    • Kişisel malzemeleriniz, ilaçlarınız
    • Muhakkak kalın hırka ya da sweat – geceleri çok esiyor.

    Kampta tanıştığım tüm arkadaşlarıma samimiyetleri, eğitmenime de sabırları için teşekkür ederim. Tabi Lara, Mutlu, yemekleri yapan teyzoşlara da teşekkürler, bolca öpücükler!

    Kampla ilgili tüm detayları https://sanatkampi.com/ adresinden öğrenebilirsiniz.

    Sevgiler

     

     

  • GEZİYORUM

    Tarihe Açılan Kapılar: KAYAKÖY

    Senelerdir hayalini kuruyorum bir şehrin. Hep bir engel çıkıyor. Bir sene sağlık problemleri, bir sene maddi problemler, diğer sene ilişkideki sıkıntılar derken seneler sonra hayalini kurduğum şehirde, Fethiye’de ve asıl hayalini kurduğum Kayaköy‘deyim. 17…

    10/06/2019