GEZİYORUM

Karlovy Vary

26/09/2015

Prag’a gitmişken Karlovy Vary gezilmezse olmaz dedik, atladık gittik bu güzel cennete. Cennet diyorum çünkü doğa harikası bir yer…

Karlovy Vary Prag’a yaklaşık 2-2,5 saat uzaklıkta. 1370 yılında İmparator Karl IV tarafından kurulmuş kent; Kralın Banyosu anlamına gelen ismini; Karlovy Vary’i almış. Kentin en önemli özelliklerinden biri Mustafa Kemal Atatürk’ün hastalığı sırasında tedavisinin bir kısmını burada olmasıdır. O yüzden birçok kişi kaldığı yeri merak edip geliyor, orada fotoğraf çekiyorlar..

Karlovy Vary’ye nasıl mı gittik?

Hikayemiz çok komik aslında… Sabahın köründe otelimizden çıktık apar topar kahvaltımızı yapıp. Hava biraz kapalıydı ama güzeldi. Neyse gittik otogara, saat 08:30. 11:30’da ilk otobüs. Ne yapalım ne edelim derken, bir Türk’e denk geldik 🙂 Bak sen Allah’ın işine, Levent bize yardımcı oldu 🙂 15 dk sonra otobüs gelir diyince sevindirdi bizi. Fiyatları Ets Tur’un ekstra turlarına göre çok uygun. Zaten bir sonraki yazılarımda Ets Tur ile yaşadığımız olumsuz herşeyi yazacağım ki en azından blogumu okuyan, turla seyahat etmek isteyenler bilsin diye. Neyse dediğim gibi otobüsümüze bindik ve 2,5 saat sonra Karlovy Vary’ye geldik.. Ortasından nehir geçen, vadinin içinde bulunan bir yer Karlovy Vary. Nehirin yanından yürünüyor, karşıya geçmek isteyenler için köprüler var. Hatta köprülerden bir tanesinin üzerinde cafe var; o kadar şık, o kadar güzel ki anlatamam size. Nehrin her iki yanında da rengarenk ev ve oteller var. O kadar güzel tasarlanmış ki, bol bol fotoğraf çekesi geliyor insanın. En fazla 4 katlı, rengarenk ve birbirine dipdibe tasarlanan ev ve oteller çok güzel bir görüntü sağlamış. Bu evlerden biri de Beethoven’ın evi imiş zamanında… Düşünsenize Karlovy Vary’i; pembeli, morlu, turunculu, sarılı yüzlerce bina… Nasıl da güzel…

Karlovy Vary girişinde faytonlar var, size tüm Karlovy Vary’i gezdiriyor. Ben yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. Çünkü asıl doğa güzelliği, mimari yapı yürüyerek, dura dura, fotoğraf çeke çeke anlaşılıyor. Eğer yine de faytonlarla gezmek isterseniz, dikkat edin derim; turist olduğunuzu anlayınca fiyatları maksimuma çıkarıyorlarmış bilginiz olsun…

Karlovy Vary aynı zamanda kaplıcalarıyla ünlü. İmparator Karl IV kente geldiği an çok beğenmiş ve hemen buraya bir saray yaptırılmasını istemiş. Ardından Karl vasıtasıyla tüm üst düzey insanlar buraya taşınmış, gel zaman git zaman da nüfus artmış ve burada bulunan kaplıcalar iyice dünyaya duyurulmaya başlanmış. Haliyle de şifa dağıttığı düşüncesi ile herkes bu kente akın etmiş ve o gün bugündür kaplıcalarında şifa bulmaya gelenlerle dolu Karlovy Vary… Kentte Bohemia Kristali ve porselenleri meşhur… Kaplıcadan gelen suları bu porselenli ibriklerle içiyorlar. Su çok tuzlu. Nasıl anladın derseniz o ayrı bir tecrübe. Su buldum diye sevinen ben; bir anda tatlı su dolu şişemizi boşaltıp tadına bile bakmadan tüm şişeyi bu suyla doldurdum, tam içeyim dedim; sıcacık ve aşırı tuzlu bir su ile karşı karşıya geldim. Dünyanın her tarafından gelen ziyaretçiler akın ediyor bu suya. Sıraya girip bekliyorlar içmek için…

Son olarak kentteki bir başka meşhur olan da kağıt helva! Ama bu bildiğimiz kağıt helvalardan değil. Çok ince, içi istenilene göre fındık, çikolata ya da istenilirse sade olarak satılıyor. Çok güzel bir kokusu ve tadı var. Gelen turistler tarafından kapış kapış alınıyor.

Karlovy Vary turumuz yukarda da belirttiğim gibi çok güzel geçti. Birçok ekstra tura katılandan daha fazla eğlendik hatta. Gezdik, dolaştık, fotoğraf çektik, yağmura yakalandık, ıslak ıslak gezdik, doya doya tatilin keyfini çıkardık. Eğer yolunuz oralara düşerse bol bol anı biriktirin. Beni de hatırlamayı unutmayın…

Sevgiler

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Barış DÜNDAR 09/03/2016 at 8:42 PM

    Harika bir yazı olmuş Fulya Hanım. Belkide dünyanın en alımlı ve en kendine özgü kenti olan Prağ’a bu yazı ile ve eşsiz resimlerle bir kez daha aşık oldum…

  • Leave a Reply