RÖPORTAJLAR

Ekranların En Sempatik Sunucusu : İLKER AYRIK

25/04/2018

Sevgili okurlarım merhaba,

Hatırlarsanız kısa bir süre önce size Time Kocaeli’den bahsetmiştim. Hani hayallerime kavuştuğumdan. Time Kocaeli öncelikli olarak bir internet platformundan oluşan ve aynı zamanda bir de dergi formatının bulunduğu, Kocaeli’de büyük ses getiren bir marka. İçerisinde sanattan, kitaba, spordan, sağlıklı yaşama, tarihten, seyahate kadar her şey mevcut. Ben de bu derginin mutfak kısmında olmaktan dolayı çok mutluyum. Blogumda sizlere ara ara dergide yer alan bazı yazılarımdan kesitler paylaşmaya karar verdim. Bunlardan ilki de en sevdiğim sanatçılardan biri olan İlker Ayrık ile yaptığım röportaj olsun istedim.

Kendisini televizyon programlarından, dizilerden, tozlu sahneden tanıyanlarınız vardır eminim. İlk sayı için heyecanımı anlattığımda, “Hadi hafta sonu gel, röportaj yapalım.” demişti. O kadar heyecanlanmıştım ki anlatamam. (Ki o anda şaka yapıyor sandım o ayrı.)

Bir Cumartesi sabahı yola çıktım, önceden konuştuğumuz saatten biraz önce Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne vardım ve kendisini beklemeye başladım. Barınaktan evlat edindiği köpeği ile girdi içeri ve beni görüp “Hoşgeldin Fulya” dedi. O içtenliği size anlatamam. Bir daha saygı duydum kendisine o an. Köpeğini yardımcılarına bırakıp, biraz da soluklandıktan sonra beni bir üst katta oyun oynacakları sahneye davet etti. Tüm içtenliği ve samimiyeti ile sorularımı cevapladı. Nelerden konuşmadık ki? Çocukluğundan, tiyatro ile tanışmasından, ilk işinden, eski çocuk bayramlarından… Uzun uzun dertleşen iki dost gibiydik sanki. Bu da her soruda bana daha da güç veriyor, haliyle susmuyordum.

Röportaj sonrasında da bol bol fotoğrafları çekildi ve ekranların sempatik yüzü İlker Ayrık, hayallerimi gerçekleştirdiğim Time Kocaeli dergisinin ilk sayısına konuk olmuştu bile…

Merhaba İlker Bey, öncelikle röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkürler. Hayallerimiz, düşüncelerimiz, eğlencelerimiz, keyfimiz, mutlu yanlarımız ve umutlarımızı yanımıza alıp; Time Kocaeli ailesi olarak dostlarımızla, sevenlerimiz ve kendimizi sevdireceklerimiz ile buluşma kararı aldık. İlk sayımızda da bizim için çok değerli olan sizi konuk etmek istedik. Bizlere destek olduğunuz ve röportaj talebimizi 10 dakikada cevapladığınız için çok teşekkür ederim. Öncelikle madem bu bizim ilk sayımız, ilk heyecanımız, ilk aşkımız; röportajın ilk soruları da sizin ilkleriniz olsun istedik.

İlk defa hangi işi yaptınız ve hangi işten para kazandınız?

Ilk işim koltuk tamirciliğiydi. Evet, doğru duydunuz 🙂 Ilkokulda 5. sınıfa geçeceğim yaz koltuk tamircisinde işe başlamıştım. Koltuk yüzü değiştirip kaplamaya yardımcı oluyordum. Balıkesir’de Ramazan abinin dükkânıydı. Tabii çay götür getir, dükkân süpür derken koltuk nasıl tamir edilire kadar her şeyi öğrendim. Sonra simit sattım. Sonra da Balıkesir’in en eski esnaflarından ayakkabı levazımatçısında çalıştım. Esnaflık kavramını ilk defa orada öğrendim. Ardından yazları Altınoluk’ta gazinoda garsonluk yaptım. Lise son sınıfa kadar her tatilde muhakkak çalıştım.

İlk nasıl keşfedildiniz?
Mahallede aile arasında taklitler hep yapıyordum ama asıl tiyatro ile tanışmam lise son sınıftaydı. O zamanlar kredili sistemde okuyordum ve sosyal kulüplerde ne kadar yer alırsan kredi kazanıyordun. E tabii bir de derslerden kaytarmak için en etkili çözümdü bir kulüpte olmak. Ben de tiyatroyu seçtim. Ilk figüran olarak başladım ve sonra devamı geldi, Demir Hocam sayesinde. Oyun bitene kadar oyuncu olma gibi bir niyetim ya da hayalim yoktu fakat selam kısmında oyuncu olmaya karar verdim. Beğenildiğimi, takdir edildiğimi ve kendimi ifade edebildiğimi hissettim. Günümüzde mutluluğun anahtarı; üretebilmek ve ürettiğin ile iftihar edebilmektir. Ben de ürettiğim ile gurur duydum o selam sırasında ve o anda iletişimi yakaladım mesleğim ile.

Şu anda okuduğunuz okulda, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde bu röportajı yapıyoruz ve aynı zamanda bu okulun eğitmenlerindensiniz. Bu okula ilk adımınızı attığınız günü anlatabilir misiniz?
Ilk geldiğimde gözüme çok büyük gelmişti burası. Bu kadar küçük olabileceği aklımın ucundan geçmemişti. Hatta ailem mezun olmadan önce beni ziyarete geldiğinde okulu gezdirmek 1,5 dakikamı almıştı. Evet küçük fakat derinliği çok büyük bir merkez, çok önemli bir kampüs. Ilk gün bu kadar büyük bir okulda olacağım için heyecanlıydım. Gözümde çok büyütmüştüm. Hocalarımla bir arada olacağım için ise korkuyordum. Çünkü hepsi çok başarılı isimlerdi. Şimdi bakıyorum da üzerinden 18-19 sene geçmiş ve hâlâ burada oturup sizinle konuşuyorsam, bunu o günlerde aldığım sorumluluğa bağlıyorum.

Reklam, sinema, dizi, yönetmenlik ve TV programları… Hangisi daha ağır basıyor ve nerede daha mutlu ve üretken görüyorsunuz kendinizi? 
Bu kollar sürekli birbiriyle aynıymış gibi hissediliyor ama bence bu kollar bir meyve tabağı. Hepsinin şekli, kokusu, tadı başka. Televizyon ile çok büyük kitlelelere ulaşabiliyor olmak muhteşem bir şey. Her yerden izlenebiliyor olmak çok güzel. Hayat boyunca tanışamayacağımız insanların, tanıyormuşcasına, evlerinden bir parçaymışım gibi beni bağrına basmalarını televizyona borçluyum. Sinema da geçmişten geleceğe atılmış bir adım, bir miras. Tiyatro ise mesleğin en kıymetlisi, 2 bardak su daha koysanız 5 kişinin paylaşacağı öz, en kutsalı, en konsantresi… Kaldı ki diğer alanlarda iyi olmak için tiyatrodan beslenmeniz lazım. En yücesi tiyatro. Ne tarifi mümkün, ne tekrarı, ne de taklidi…

Programlarınızda çok eğleniyor görünüyorsunuz? Gerçekten öyle mi? Sizi en çok sinirlendiren ya da güldüren şey nedir?
Yok o kadar da değil, tabii ki sinirlenebiliyorum. Işini aksatanlar olursa muhakkak sinirli ânıma denk gelirler. Disiplin önemlidir. Ama gülmek güzeldir. Programlarda gerçekten çok eğleniyoruz. Bunu da televizyondan sizlere hissedebiliyorsak, ne mutlu bana.

Burada olmayı hayal ediyor muydunuz? Daha doğrusu gençken nasıl bir hayaliniz vardı? 
Astsubay olacaktım. Askeri lise sınavlarına da girmiştim ama gitmek istemedim sonradan. Bir ara da endüstri mühendisi olayım dedim. Ama o da olmadı. Iyi ki tiyatroyu seçmişim.

Dergimiz Nisan ayında okuyucu ile buluşuyor. Nisan denince aklıma 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı ve çocukluk geliyor haliyle. İlker Ayrık nasıl bir çocuktu?
Yaramaz bir çocuktum. Günümüzde anneler buna hareketli ya da hiperaktif diyor ama ben bildiğiniz yaramazdım. Ama bayramlarımızda o yaramazlığı disipline eder, saygıya çevirmesini de bilirdim. Bunda ilkokul öğretmenlerimin payı büyük. Iki oğlum var ve onların bu bayramı kalpten kutlamaları için elimizden geleni yapıyoruz eşim ile. Bayrağımızı hep asıyoruz. Benim çocukluğumdaki gibi kutlamalarını istiyorum bu bayramı.

 Şu anda devam eden harika bir TV programınız var. “Ben Bilmem Eşim Bilir”in uyarlanmış hali sanırım… Yeni programınız “Yaparsın Aşkım”da birçok kişi ile tanışıyorsunuz. Bu tanışmalar size ne kazandırıyor?
Aslında “Yaparsın Aşkım” öncekinin uyarlanmış hali idi. Bu programın asıl formatı Alman bir şirkete ait. Orijinal bir format. Biz Türkiye ve uyarlama haklarını satın aldık. Programda hepimiz çok eğleniyoruz.  Başta bu olmak üzere farklı kültürlerle, farklı kişilerle tanışmak, onlarla iletişim kurmak her şeyden güzel; beni işime daha çok bağlıyor.

 Programda en unutamadığınız çift ve olay nedir? 
Tüm hikâyeler aynı aslına bakarsanız; kadın ve erkek, ikisi de bir hikâye. Bizim programda erkek arabayı kazanamadığına üzülüyor, kadın ise rakibinin kazandığına üzülüyor. Ve bunu çok doğal bir dille dile getiriyorlar 🙂 Erkek “Abi kazanamadık arabayı ya” derken, kadın “Of ya onlar kazandı” diyor. Beni de bir gülme alıyor 🙂 Unutamadığım belli başlı anı yok ama tüm hikâyelerin sonu aynı. Bu bir yarışma, şu anda tavla oynasak kazanmak için oynarım mesela. Verdiğimiz hediye de çok büyük olunca hırs oluyor ve bu hırsın getirdiği komik anlar oluyor.

2015’te Kocaeli’de düşündüğünüz bir proje varmış. Hayatında hiç sinemaya gitmemiş engellilerle bir sinema filmi izlemek ile ilgili bir proje. Bu gerçekleşti mi? Nasıl bir projeydi? Tekrarı olacak mı?
Evet “Yapışık Kardeşler”i izlettik engelli arkadaşlarımıza. Kocaeli’de Bülent Cengizhan isimli bir arkadaşım ile Izmit Büyükşehir Belediyesi ortaklığında bir organizasyon olmuştu. Tekrarlayabiliriz belki bir gün, neden olmasın…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply