GEZİYORUM

Geziyorum : Datça

04/07/2017

Herkese merhaba,

Malum yaz geldi ve seyahatlerimiz başladı. Bu senenin ilk seyahati, şeker bayramına denk geldi ve Datça‘ya doğru yola çıktık. 3-4 senedir denize parmağını sokamayan ben için harika bir deneyim olacağından emindim. Tüm tatillerimi yurtdışında yaptığım için denize girememiştim senelerdir. İçimde kalmıştı, bu yüzden son güne kadar denizin sonuna kadar tadını çıkaracaktım.

Gece 03:30’da yola çıktık ve ertesi gün Datça’daydık. Yolculuk kah uykulu, kah yorgun geçse de; arabadan indikten sonra “iyi ki gelmişiz” diyebildiğimiz bir tatil başlamıştı bile. Tuttuğumuz eve yerleşip, birşeyler yemek için dışarı çıktı. Yol yorgunluğundan ne yedik, ne yaptık pek anlamasak da herşey keyifli başlamıştı.

Datça; oksijeni cigerlerinize kadar çekebileceğiniz muhteşem bir yer. Denizi, doğası, havası tek kelime ile anlatılmaz yaşanır cinsten. Deniz tercihimizi ilk gün Ovabükü’nden yana kullandık. Hafta içerisinde 2 kez değişiklik yapsak da, diger günler hep Ovabükü’ne gittik. Çünkü denizi bir harikaydı! Kaldığımız yer le Ovabükü arası 15 dk mesafe olduğundan araba ile gidip geldik. Yolculuk müziklerimizi ve camlarımızı da açıp, doğanın tadını çıkararak geçti yolculuğumuz. Ovabükü’nde gittiğimiz mekanın ismi Hoppala Beach‘ti. Salih abi, Sevgin abla ve kızları Su tarafından işletilen bu güzel mekan, gelen misafirlere hem beach, hem restaurant hem de butik otel görevini görüyor. Güleryüzlü, hızlı ve temiz hizmetleri ile gönlümüze taht kurdu bu mekan ve vazgeçemedik.  www.theguardian.com ‘a göre Türkiye’nin en iyi ve en güzel plajlarından seçilen Ovabükü’ne hayran kalmamak elde değil. Taşlı deniz sevmememe rağmen, buraya bayıldık. Cünkü aşırı derece temiz ve berraktı suyu. Sanki akvaryumun içinde yüzüyor gibiydik. Bu da senelerdir denize girmeyen biri için tabi ki hayallerini yaşamak kadar güzel birsey oldu.

Datça’nın bir yanı Ege’ye bir yanı da Akdeniz’e uzanıyor. Yarımada işte. Yarımada boyunca toplam 52 tane koy var. Bu koylarda dinlenebilir, denize girebilir, butik hotellerde konaklayabilir, yemek yiyebilirsiniz. Balıkları bir harika, ben ilk defa mercan balığı yedim mesela.. Onun dışında kabak çiçeği dolması yemenizi şiddetle öneririm. İlk defa yediğim kabak çiçeği dolmasına da bayıldım. Hemen tarifini öğrenmem gerekiyor, acaba heryerde bulunur mu kabak çiçeği bilemiyorum..

Datça’da akşamları limana gittik. Sahil boyunca tekne turları dikkatimizi çekiyor. Bizim için biraz kalabalıktan uzak, kafa dinleme tatili olduğundan, eğlenceli tekne turlarını tercih etmiyoruz. Ama yolunuz düşerse 50-75 TL olarak değişen, birçok koya uğrayan, öğle yemeği ve her koyda denize girme garantisi veren tekne turlarını tercih edebilirsiniz. Limanda birbirinden güzel mekanlar var, kumpirci, barlar, Türk kahvesi içebileceğiniz mekanlar var bunlar arasında. Eğer sıkılırsanız da ya da biraz gezmek isterseniz de, Datça’nın ara sokaklarındaki minik dükkanlar tam size göre… Limanın hemen ortasında, mekanların yanında ünlü fokumuz Badem’in bir heykelini yapmışlar. Badem‘in orjinal çekilmiş bir fotoğrafı var evimde. Aklıma geliyor, duygulanıyorum…

Neleri meşhur bu Datça’nın diye soracak olursanız, balı, bademi, yağı… Zeytinyağlı sabunlar kapış kapış satılıyor. Ballı bademler, buzlu bademler, badem ezmeleri, badem unları, keçiboynuzu unları da buradan evinize dönerken kendinize ya da sevdiklerinize alacağınız hediyeler arasında.

Neleri sevdim?

  1. Hava 45 derece olmasına rağmen sıfır nem olmasını
  2. Esnafların yerli/yabancı turiste olan yaklaşımlarını
  3. Tatil olmasına rağmen cok kalabalık olmamasını
  4. Denizin tertemiz olmasını
  5. Balıkların lezzetini
  6. Keçi sütlü dondurmalarını

Neleri sevmedim?

  1. Yolların virajını
  2. Denizin çok çakıllı olmasını. (Bu kadar…)

Kısacası cok güzel bir tatil geçirdim. Yenisi için planları yapmaya başladık bile!
Az oldu öz oldu ama umarım keyifle okumusunuzdur.

Sevgiler

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply