Browsing Category

TİYATRO

    KÜLTÜR-SANAT TİYATRO

    İstanbul Meydan Sahnesi ile Pijamalı Adamlar

    19/11/2015

    Yepyeni bir organizasyon yazısı ile merhaba!

    Geçtiğimiz akşam gerçekleşen tiyatro oyunu Pijamalı Adamlar ile bugün karşınıza çıkmak istedim. Biliyorsunuz işim gereği sanatın her alanında yer almak durumundayım ve bundan aşırı derece memnunum. Bu sayede birçok kişi ile tanışıyor, yepyeni şeyler öğreniyorum. Geliştikçe gelişiyor, sanat adına büyüyorum. Bu beni daha gururlu, ayakları yere daha sağlam basan biri haline dönüştürüyor. Bugün sizlere uzun zamandan beri oynanan fakat benim yeni izleme fırsatı bulduğum bir oyunu anlatmak istedim; Pijamalı Adamlar’ı.

    İstanbul Meydan Sahnesi sayesinde izleme fırsatı bulduğum Pijamalı Adamlar’da Faruk Sofuoğlu, Necmi Yapıcı, Ceyhun Fersoy, Cem Aksakal, Ufuk Yapıcı ve Murat Ergür oynuyor. Afişe baktığınızda pijamalı deli gibi poz veren adamlar var. Evet, zaten hepsi deli! Gerçi biz mi akıllıyız da onlarıı deli sanıyoruz yoksa onlar akıllı da biz mi anlamıyoruz, bilinmez.

    Oyun bir akıl hastanesinde geçiyor. Akıl hastanesi yetkilileri tarafından koğuşlara özel izinler veriliyor. Bu özel izinler arasında bir tiyatro oyunu hazırlamak var. 6 deli adam (Biri oyunda olmadığı için.) hep birlikte bir oyun sergiliyorlar. Oyun belli skeçlerden oluşuyor ve her skeçte seyirci gülmekten krize giriyor. Tabi gülerken düşündüren bir oyun olması da harika! Neyi mi düşünüyorsunuz? Ne kadar akıllı olduğunuzu! Gerçeklerle yüzleşiyorsunuz bir nevi. Kaçtığınız bütün sorunların aslında sizi deli yaptığını izliyorsunuz aslına bakarsanız…

    Faruk Sofuoğlu.. Uzun zamandan beri O’nu yakalamak ikansızdı, nihayet yakaladım, buldum, bırakmadım. Bol bol konuştuk, ne gibi projeler yapabiliriz diye. Tanıdım, çok sevdim. Organizasyonun ana kişisi Faruk Bey. İstanbul Meydan Sahnesi’nin herşeyi! Aynı zamanda O da bir deliyi oynuyor oyunda..

    Necmi Yapıcı.. 2. kez bir araya geldik kendisiyle. Deli dolu, çılgın bir karakteri var. Oyunda da role cuk diye oturmuş karakteri anlayacağınız. Bir önceki oyunda Mehtap Bayri ile gelmişti. Yine harika enerjisi ve güleryüzü ile sohbete renk kattı. Geceye renk kattı demiyorum, zaten gönülleri fethetti 🙂

    Ufuk Yapıcı..
    Murat Ergür…
    Cem Aksakal…
    Ceyhun Fersoy… Hepsi birbirinden tatlı oyuncular. İlk defa kendileri ile tanıştım. Oyunculuklarından bahsetmek haddim değil ama egolarından uzak bir şekilde yaşadıklarından söz edebilirim. “Sanatçı dediğin egolu olur.” sözüne katılmam ben. Yapı gereği kimi öyle gözükür ama böyle bir genellemeyi kabul etmem. Pijamalı Adamlar ekibi de egodan uzak, seyirciyle yakın temasları ve samimiyetleri ile gönülleri geçen akşam bir kez daha fethetti diyebilirim.

    Oyunla ilgili geniş kapsamlı bir açıklamam yapamam. Çünkü istiyorum ki, bu yazıyı okuyan herkes gitsin izlesin. Sahnede izlemekle benim anlatmam arasında dağlar kadar fark vardır çünkü. Günümüzde yaşanan olayları mizahi bir dille anlatırken hiciv yoluyla da mesaj veren, seyirciye sahneden ayna tutan oyunda, aslında günümüzde insanların delilik sınırında yaşadığı gözler önüne serilen bir oyun Pijamalı Adamlar. Kimi aşkından, kimi yalanlardan, kimi trafikten, kimi siyasetten, kimi yaşam koşullarının zorluğundan delirmiş ya da delirmek üzere olan birkaç “deli” adamı izliyorsunuz 2 saat boyunca… Oyunda sürekli yaşadığınız hayata dair izler buluyor ve “Ben de deli miyim?” sorusunu soruyorsunuz. Sonunda da ya “Yok canım eğlendik işte.” diyorsunuz ya da benim gibi “Delirmemek içten değil, tamamen beni anlattılar, ben de deliyim ya da delirmek üzereyim!” diye bir cümle geçiyor içinizden. 

    İstanbul Meydan Sahnesi’ndeki oyunlar hakkında bilgi almak ve Pijamalı Adamlar’ı izlemek isterseniz, aşağıdaki linkleri takip etmeniz yeterli. Gideceğiniz zaman bana da haber verin, belki denk geliriz! 🙂

    Harika geçen ve deli olmanın bu kadar güzel anlatıldığı oyun için öncelikle Faruk Sofuoğlu’na, sonra da tüm ekibe sonsuz teşekkürler. İyi ki sanat var, iyi ki sizler varsınız!

    Sevgiler

  • KÜLTÜR-SANAT TİYATRO

    Kurdele Ya Da Artı Sonsuz

    Günün 8 Mart olmasına gerek yoktur kadının yanında olabilmek için. Üzülen, dövülen, şiddet ve taciz gören kadınlar hiçbir zaman yalnız bırakılmamalıdır. Aslında hiçbir zaman görmemeleri gerekirken, sırf o gün kendi günleri diye birkaç saat…

    25/09/2015