GEZİYORUM

3 Günlük Rüya Tatili : Kapadokya 2. Bölüm

24/06/2016

Bir önceki yazımda Kapadokya gezime ait ilk bölümü sizlerle paylaşmıştım. Okumadıysanız bu linkten–> Kapadokya 1. Bölüm okuyabilirsiniz. Bu yazımda da sizlere diğer günlerde Kapadokya’da neler yaptığımı ve en önemli maceramı, balonla uçtuğum dakikaları paylaşıyor olacağım. Şimdiden tüm takipçilerime keyifli okumalar dilerim!

Yazıma seramik fabrikasında yaşadıklarımla başlamak istiyorum. Seramik sanatını çok seviyorum. Kapadokya ‘da bunun için bulunmaz fırsat! İlk durağımızda Çavuşin Seramik Fabrikası‘ndayız. Yerli halk bu atölyelere “islik” ya da “çanakhane” diyor. Atölyelerin zemini toprak. Çamur tenekelerde önce kıvamına ulaşana kadar çamurlar hazırlanıyor. Sonrasında yanalak denilen tezgahlarda kurumaya bırakılıyorlar. Sonrasında ise boyama ve cila işlemi gerçekleştiriliyor. 600-700 derece civarında da pişirilip sertleştiriliyor. Çavuşin’de atölyenin yanı sıra hediyelik eşyaların satıldığı satış bölümü de var.

IMG_9082

Oraya gitmeden önce hayalim seramik atölyesine girip kendime oraya ait bir hatıra edinmek için seramikten birşeyler yapmaktı. Ama gittiğimde çok kalabalık olduğundan buna yeltenmedim. Satış bölümü dışında fabrikanın iç kısmını da gezme imkanımız oldu. Seramikten yapılan eşyaların boyama anına da şahit olmuş olduk.Tabaklar çanaklar bir harikaydı. Ben duvara asılan tabaklara hayran olduğum için sürekli onları çekmişim…

cavusin_kapadokya

Seramik atölyesinden sonra soluğu Göreme Açıkhava Müzesi‘nde aldık. Açıkhava ve müze diyince, aklınıza “Dışarda nasıl bir müze olabilir ki?” demeyin lütfen. Fotoğrafı görünce siz de inanacaksınız dışarda müze olabileceğine. Müzede gezme imkanınız olursa kayalar içerisine oyulmuş, mutfak, yemekhane, yaşam alanları gibi yerleri göreceksiniz. Burası da Hristiyanların yapmış olduğu yerlerden biri. O zamanlarda Kayseri Piskoposu Aziz Basil tarafından 4.yyda eğitim ve düşünce merkezi olarak kurulmuş burası. Müzenin içerisinde Aziz Basil şapeli, Elmalı kilise, Azize Barbara kilisesi,Yılanlı ve Karanlık kilise, Azize Catherine şapeli, Tokalı kilise ile Çarıklı kilise var. Hepsine dair hikayeler girişlerde yazıyor. Tek tek yazıp sıkmayacağım sizi tamam 🙂

Giriş ücreti 30 Tl olan Göreme Açıkhava Müzesi; 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

goreme_acik_hava_muzesi

Ve asıl bomba…
Geceye kadar “Hayır, ben korkuyorum. Asla binmem, siz binin ben sizi çekerim.” diyordum fakat gecenin bir körü “Ben de geliyorum!” dediğim bir macerayı anlatmak istiyorum size. Evet, balon turuna katıldımmmmm!!! Hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım. Evet hem de tadını çıkara çıkara yaşadım bunu. Başta çok korkmuştum ama tur rehberimizin beni gaz getirmesi sonucu sabahın 4’ünde lobide günaydın diyerek buldum kendimi 🙂

balon_turu_kapadokya

Tur şirketinin anlaşmalı olduğu balon firmasından bir görevli özel araç ile alıyor bizleri otelden. Yaklaşık yarım saatlik yolculuk sonrasında henüz güneş doğmadan balonun havalanacağı bölgeye geliyoruz. Saat henüz 04:30 olduğundan bizler için çay, kahve ve kahvaltı servisi hazırlanmış. Balonun hazırlanmasını beklerken; ufak tefek birşeyler atıştırıyoruz. Tek tek izliyorum balonun hazırlanmasını; tüpler konuluyor, pilot hazır bekliyor, arada ateşi yakıyorlar, ben heyecan içinde… Sonra balon hazırlanıyor ve “Hadi herkes yavaş yavaş binebilir.” deniliyor ve ilk kim atlıyor balona dersiniz? Evet, gece boyunca korkup bir anda karar veren ben tabi kiiii! Harika bir ortam, balonun içindeyim, sırtımı dayamışım pilota, daha ne isterim. Rainbow Balloons firması burada çok ünlü ve pilot Ahmet buranın en ünlü pilotlarından biriymiş, hatta diğer pilotların birçoğunun da hocasıymış aynı zamanda. Eşi de pilotmuş, ailecek yapıyorlarmış bu işi. Neyse ben öğrenmişim ya pilotumuzun en iyisi olduğunu, hepsinin hocası olduğunu, attım çantayı balonun içine başladım etrafın keyfini çıkarmaya.

Yavaş yavaş yükseliyoruz. İrtifada kalmaya çalışıyoruz ki, güvercinlerin yaşadığı vadileri vs görebilelim, bol bol fotoğraf çekelim diye. Güneş doğmaya başlıyor.. Tüm balon firmaları yavaş yavaş havalanıyor. Bu görkemli anları dondurmam gerektiğini düşünüyorum ve bol bol fotoğraf çekiyorum. Zaten Kapadokya gezisinde en çok burada fotoğraf çekmişim, ne kadar büyük bir hayalse…

balon turu_kapadokya

Peribacalarının güzelliğini yukardan izlemek o kadar güzeldi ki sizlere anlatamam. Oraya kadar giderseniz, “Balona binmeden döndüm.” demeyin sakın, şiddetle tavsiye ediyorum size. Bizim yolculuk yaptığımız sirketin ismi Rainbow Balloons‘tu ve tur şirketi ile anlaşıldığından 300 TL’ye maal oldu bu tur. Tur yaklaşık 1 saat sürüyor. Önce irtifada kalıyorsunuz, sonrasında ise 600-800 metreye kadar çıkabiliyorsunuz. Kalbiniz küt küt atıyor heyecandan ama o haz, o huzur anlatılmaz, yaşanır…

balon_turu_kapadokya

Bu muhteşem balon turu sonrası yazımın sonuna doğru yaklaşırken, Kapadokya’ya gittiğinizde denemeden dönmemenizi tavsiye ettiğim bir yeri daha paylaşmak istiyorum; Turasan Şarap Fabrikası‘nı… Fabrika 1943’ten beri bizlere hizmet veriyor. O zamanlar 3000 litrelik üretim kapasitesi olan fabrika; 2.000.000 litreye kadar çıkmış durumda. 1050 metrekarelik rakımı ile dünyanın en yüksek bağlarındadn biri olan 200 dönümlük Turasan Zeynep Bağları  ve Erciyes dağının eteklerinde uzanan 200 dönümlük Turasan Bağları’nda bağcılık yaparak bugün bizlere harika şaraplar sunuyor çalışanlar. Emir, Sauvignon Blanc, Chardonnay, Cabarnet Sauvignon, Merlot ve Tannat üzümlerini kendi bağlarında yetiştirirken; Misket, Narince, Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Şiraz üzümlerini ise anlaşmalı bağlardan yeterli asit-şeker dengesine kavuştuktan sonra hasat ediyorlarmış. Fabrikaya girer girmez hepsinden deniyoruz. Fabrika sahibi Hasan Turasan ile de tanışıp bol bol sohbet ediyoruz. Sohbet esnasında 2016 senesinde The Concours Internationa de Lyon şarap yarışmasında ödül alan blushı deniyor ve bayılıyoruz. Bol bol da fotoğraf çekilmeyi ihmal etmiyoruz tabi ki…

turasan_sarap_fabrikasi

Umarım yazımı beğenmişsinizdir. Ben yazarken tekrar oralardaymış hissini yansıtmaya çalıştım, hatta yazarken tekrar oralardaymışım gibi hissettim de. Eğer Kapadokya’ya yolunuz düşerse nacizhane fikirlerimi sunmak istedim, nelerin beni mutlu ettiğini bilin, belki kafanıza yatar da gidersiniz diye…

En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle…

Sevgiler

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Yat Kiralama 28/06/2016 at 8:50 AM

    Gerçekten rüya gibi bir şehir. Bundan birkaç bin yol öncesinde o bölgede yaşamayı isterdim doğrusu. Şimdiki modernleşmiş haliyle bile o mistik büyülü atmosferini korumayı başarıyor. İnsan farkında olmadan deşarj oluyor burayı görünce bile..

  • Leave a Reply