KARALAMA DEFTERİM

Tekrar Yazmak?

09/04/2018

Uzun zamandır bu sayfaya çok giremiyor ve haliyle pek bir şey de yazamıyordum. Malum bilenleriniz vardır -yani beni sıkı takip edenler- bir dergi çıkardık Kocaeli’de. Hayalim olan bir şeyi gerçekleştirme arzusu ile kendi işim dışında kalan zamanımı buna ayırıyorum. Haliyle boş zamanım hiç kalmıyor, kaldığı süre zarfında da sanırım yemek yiyor, duş alıyor ve köpeğimi t uvalete çıkarıyorum. Çok ciddiyim. Haliyle hastalıklar, tansiyon düşüklükleri de peşimi bırakmıyor. Ama bir şey oluyor ve ben kendimi nedense her darbeden sonra yazar halde buluyorum. Bu sefer de öyle oldu ama burayı boşladım, dergiye yazmaya başladım. Haklısınız, bu kadar da uzak kalmamam gerekirdi. Affedin! Döndüm.

Bu süreçte nelerle karşılaştım, biraz da olsa anlatmak istiyorum size. Olumlu yorumlar, güzel mesajlar, beni mutlu etmek için koşturan insanların yanı sıra işime köstek olmaya çalışanlardan konuşacağız biraz. Yani anlayacağınız, bu yazıda içimi dökeceğim size. Acısıyla ama, tatlısıyla değil.

Hep olumluyu düşünmeye çalışırım şu hayatta. Bu yüzdendir ki küçüklüğümden beri Pollyanna derler bana. Her olumlu şeyi kendime amaç edinirim ki, herkese bunu yayayım, herkes bir şeyler alsın mutluluğumdan…

Dergi de öyle oldu aslına bakarsanız. Çok iyi giden ilişkim çeşitli sebeplerle bitmişti -ya demek ki çok da iyi gitmiyordu demeyin yahu sonuçta evlenecektik, olmadı. Haliyle çeşitli depresyonlara girmiş, intihara eğilimim olduğunu hissetmiş ve bundan derhal sağlam kafa ile kurtulma düşüncesine de girmiştim aynı zamanda. Hemen bir tatil, bir kaç gezi, eğlenceler, içkiler, çiçekler, böcekler derken hem kendim toparlandım hem de etrafımın bana artık üzülmesini engellemiştim. Günler günleri kovalarken, iş yerimde de aşırı derecede yoğunlaşmıştım. Ama öyle böyle değil, iş üstüne iş yapıyorum, proje üstüne proje alıyordum. Kariyer günlerim başlamıştı, okullara gidip kariyerle ilgili bilgiler anlatıyordum (aaa bununla ilgili de bir yazı yazayım unutmuşum.) Neyse gel zaman git zaman detaylar a girmeyeceğim, dergide yer almam konusunda bir takım görüşmeler içine girdik ve ilk oturduğum masadan, dergi kadrosunda yer alarak kalktım.

Ama konuşacağımız konular bunlar da değil. 
Dostum dediğim insanların kazıkları… 

O güne kadar eskiden bana attığı darbeleri affettiğim Melis (ismini burada Melis olarak değiştirdim) bir anda bana yazılar yazmaya, yorumlar bırakmaya, beğeniler atmaya başladı. Bu işte bir terslik olduğunu anlamış olmalıyım ki, pusuya yattım bekledim ne çıkacak diye. Neler neler çıkmadı ki… Yok, ben bu işi yapamazmışım, yok öyleymiş böyleymiş, tek başıma çalışabilirmişim, ekip vs bana uygun değilmiş. Nerede çalıştığımdan haberi yok sanırım. Çok şükür (dilimi ısırıp, popomu kaşıyıp, tahtalara vuruyorum) muhteşem bir ailenin adı altında çalışıyorum, ekibim 15 kişiden oluşuyor. O kadar güvenilmez ve ekip işine uygun olmasam herhalde 7 senedir aynı yerde çalışamam değil mi? Bu iş yerimdeki durumum… Dergi ise muhteşem gidiyor. En az aynı sayıda yazar kadrosu ile harika işler başarıyoruz, hepsi ile de çok şükür aram iyi. Birbirimizi sevmememiz için hiç bir sebep yok. Ha bir de çok güzel dergi çıkardık, okuduysa anlayacaktır; hatırlatayım “ekip işi” ile yaptık ve ben o ekip ile çalışmaktan dolayı büyük bir mutluluk ve gurur içerisindeyim. İsmini vermedim fakat kendisi beni anlayacaktır okursa bu yazıyı…

Eğer bir şeyi çok istiyor ve hayal ediyorsam, bunun önüne ne Melis geçebildi bugune kadar, ne Ahmet, ne Ayşe, ne de bir başkası. Önüne geçmesine izin verdiysem ya gücüm yoktu ya da çok istekli değildim; bilinsin. Neler neler yaşamadım ki şu hayatta. Hepsini atlattım. O yüzden çok da umrumda değil arkamdan konuşanlar, olumsuz eleştiriler (ha düzeltmek için olumsuz eleştirilere bakıyorum.) ya da yolumdaki ışığı kapatmaya çalışanlar… Ben istersem, hayal edersem; o şeyi başarmak için varımı yoğumu ortaya koyarım, koyacağım da.

Demem o ki, siz de hayalinizden asla vazgeçmeyin.
Güzellikleri paylaşalım, yürüdüğümüz her yol aydınlık olsun.

Sevgiler

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply